RESSAM

3/10/2007 ·

Dünyanın en ünlü ressamlarından birinin atölyesi bir gün yanıyor. Ressam onca zaman emek vererek yaptığı resimlerinin yandığını görünce üzüntüden harap oluyor. Ressam bunun üzerine dünyanın en güzel şeyinin resmini çizmeye karar veriyor. Ressam can sıkıntısıyla gezinmeye başlıyor. Yolda giderken dertli birinin denizi izlediğini görüyor. Yanına varıyor; “sizce dünyanın en güzel şeyi nedir” diye soruyor. Adam derince içini çektikten sonra, “sadakat” diyor. Ressam yoluna devam ediyor. Biraz ilerledikten sonra torununu seven yaşlı bir amcayı görüyor, yanına varıyor, “amca sizce dünyanın en güzel şeyi nedir” diyor. Yaşlı adam gülümseyerek, “şefkattir yavrum” diyor. Ressam devam ediyor. Yolda savaştan gelen bir asker görüyor. Bu defa da ona soruyor, “dünyanın en güzel şeyi nedir” diye. Asker umutla bakarak, “barıştır” diyor. Ressam bu duyduklarına bir anlam veremeden evine gidiyor. Evine vardığında kapıyı karısının açtığını görüyor ve hanımının tebessümünde “sadakati” görüyor. Kendisinin geldiğine sevinip boynuna atlayan çocukların gözlerinde “şefkati” görüyor. Sonra koltuğuna oturup evinde ki mutluluğa bakan ressam, bu defa “barışı” görüyor. Sonra bu ressam dünyanın en güzel şeyini buluyor ve resmini çiziyor. Adını da “evim” koyuyor.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »